25 Ekim 2014 Cumartesi

KAZ DAGLARI

Yer yer çok sıkıcı bir hale geldiğini düşündüğüm üniversite hayatıma renk katmak için katıldığım Dağcılık Kulübünün ilk kamplı etkinliği için vakit gelip çatmıştı.


İstikamet Kaz Dağları. Kısaca bilgi vermek gerekirse, Kaz Dağları Edremit Körfezi’nin kuzeyinde yer alıyor. Bir kısmı Çanakkale, bir kısmı Balıkesir ilinin sınırları içinde yer almakta. Üç tepesi bulunan Kaz Dağları’nın en yüksek tepesi Karataş Tepesi (biz sanırım ikinci yüksek tepeye çıktık, çünkü rehberimizin söylediğine göre bulunduğumuz yerden 50 m. Yüksekte en yüksek zirve bulunmaktaydı. Karataş’ın yüksekliği 1774 imiş. Kaz Dağları’nın kuzey batısında Bayramiç İlçesi’ne bağlı Ayazma mesire yerinde de bir gecelik kamp yapacaktık.

Daha önce soğuk bir Nisan gecesi Kelebekler Vadisi’nde üzerimde sadece t-shirt ve şortla titreme nöbetleri içerisinde bölgedeki hazır çadırlardan birinde kalmam dışında kamp deneyiminin yakınından bile geçmemiştim. Nihayetinde herkesin bu deneyimi tatması gerekiyor değil mi?


13 Eylül 2014 Cumartesi

AMSTERDAM


Vee geldik bir seyahat blogunun olmazsa olmazı Amsterdam'a.

Burası dünya genelinde "Özgürlükler Şehri" olarak bilinir. İnsanın aklına hemencecik Red Light District'te vitrinlerin arkasında dans eden hayat kadınları, canlı seks şovları, coffee shoplar, magic mushroomlar geliyor. Son zamanlarda da Ekşi'de Amsterdam'da kafayı bulup cücelik hastalığına sahip birini arkadaşlarına göstermek için dolabına kilitleyen bir adamın hikayesi dönüyordu.

E tüm bunlar olurken haliye bir Türk gencinin Amsterdam'a gitmesi kaçınılmazdan da öte oluyor.

Biz burada yaklaşık üç gün geçirdik. İlk gün biraz şehri gezme havasında geçerken diğer iki günü de müzelere ayırdık. Akşamları da zaten malumunuz.

İşe koyulmadan hemen bir uyarı yapayım, yazının geri kalanında yer yer yaşı küçük okuyucular için uygun olmayan bazı şeyler paylaşacağım.

12 Eylül 2014 Cuma

BRUGGE

Burası benim hayatımda gittiğim bütün yerler arasından en büyüleyicisi. Öyle ki daha bu şehirden henüz gitmemişken ciddi ciddi iki hafta sonra Türkiye'den uçakla nasıl tekrar gelirim'i planlamaya çalışıyordum.





10 Eylül 2014 Çarşamba

VENEDIK


İLK İZLENİMLER

Roma'dan Venedik'e giderken bindiğimiz gece treninde hayatımızın en zor gecesini yaşadık. Kaldığımız bölmedeki diğer tipler son derece tekinsiz ve agresifti. Çantalarımızı ve değerli eşyalarımızı içimize adeta sokarak ve nöbetleşe uyuma taktiğini uygulayarak-her ne kadar başaramasak da- sabahı ettik bir şekilde.



En sonunda trenden indiğimizde "Herifler bizi öldürdü de cennete mi geldik?" dedirten bir Venedik...

8 Eylül 2014 Pazartesi

ROMA

Roma deyince benim aklımda hep film sahneleri vardır, mesela Woody Allen'ın "To Rome with Love" adlı filmi. Genelde de filmlerde Roma bir aşk şehri olarak lanse edilir. Müzikli kalabalık meydanlar, farklı kültürden insanların bir araya geldiği İspanyol Merdivenleri, Roma'ya gideceğimi duyanların methiyeler düzdüğü Aşk Çeşmesi, akordeon seslerinin yankılandığı daracık ara sokaklar. Liste de böyle uzar gider. Belki de o yüzden bu kadar yüksek beklentiyle gittim buraya.

Ve fakat göz ardı ettiğim gerçek şuydu ki Roma da aslında baya bildiğin bir metropol. Tabi ki gezdiğim her yer başlı başına güzeldi. Ne var ki ben Roma'da filmlerden hayal ettiğim o havayı yaşayamadım, o antik kent dokusunu pek hissedemedim.

6 Eylül 2014 Cumartesi

FLORANSA

Müze gezmeyi pek sevmediğimden, Rönesans dönemine falan da normalde pek ilgi duymadığımdan Floransa'da bir hayli sıkılacağımı tahmin etmiştim. Fakat burada geçirdiğim iki buçuk günden sonra rahatlıkla söyleyebilirim ki burası İtalya'nın açık ara en güzel şehri.


Bünyesinde bulunan onlarca müze ve sergiyi gezmekle yetmez; her bir sokağına girmeniz, insanlarının arasına karışmanız, görkemli şehir hayatının hızlı ve eğlenceli akışına kendinizi bırakmanız lazım! Burası her şeyiyle karakteristik bir İtalya şehri.

PISA

Pisa benim gözümde Floransa'ya giden, Floransa'dan bir yere giden ya da Floransa'da bulunan insanların yol geçen hanıdır. Hani böyle üç beş saat vakit geçirirsiniz, dolu dolu geçer ama fazlası da sıkar. Kaldı ki bizim en başından Pisa'ya uğrama gibi bir niyetimiz yoktu.

La Spezia'dan Floransa'ya gidecek olan trenimiz Pisa aktarmalıydı. Pisa'ya geldiğimizde öğrendik ki meşhur Pisa Kulesi tren istasyonuna 15 dk yürüme mesafesindeymiş. E madem öyle bari bir iki saat burada takılalım dedik. Floransa'ya da bir iki saat geç gidelim, zaten iki buçuk gün oraya ayırmışız.

5 Eylül 2014 Cuma

CINQUE TERRE

Yaz tam da bitmemişken ama havalar da biraz serinlemişken kız arkadaşımla birlikte Avrupa'yı turlayalım dedik ve 12 günlük bir rota hazırladık. Bu rota genel bir İtalya turundan sonra uçakla Brüksel'e oradan Brugge ve Amsterdam'a gitme şeklindeydi. Çok da iyi güzel oldu.

Seyahate çıkmadan önce rotanın İtalya kısmını belirlerken en zorlandığım kısım ilk durak oldu. Klasik rota olan Roma-Floransa-Venedik üçlüsüne çok sapa kalan, ama öte yandan da gitmezsek arkamızdan ağlayacak olan Cinque Terre’yi ne yapıp edip rotaya eklemek zorundaydım. Ölmeden önce Google’a "cinque terre" yazınca çıkan o kartpostal gibi fotoğrafların gerçeğini görmek için.




Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Google+ Followers

Google+ Badge