29 Ocak 2015 Perşembe

Madrid'de Gece Hayatı'na Dair

İlginçtir ki bu yazıda Madrid'de gezilecek yerlere dair hiçbir şey paylaşamayacağım, çünkü Madrid'de gündüz hiç bulunmadım, ancak İspanya seyahatimin hem ilk hem de son gecesini Madrid'de geçirme fırsatım oldu. Her iki durumda da ertesi sabah erkenden başka bir yere uçacaktık, bu nedenle hostelde vs kalmadan gece geç saate kadar takılıp sonra havaalanına geçeriz diye düşündük.

Ve öyle de yaptık zaten.

Madrid, gerçekten de gece yarısı olmadan hayalet şehre dönen Avrupa metropollerine HİÇ benzemiyor! Sabahın erken saatlerine kadar sokaklarda yürüyün, kendinizi yalnız ya da tehlikede hiç hissetmeyeceksiniz!


Burada kadına taciz vb suçların çok ağır yaptırımları olması da gönüllere su serpen bir başka gerçek.

Hal böyle olunca Madrid'in dünyada nam salmış mekanlara ve gece kulüplerine ev sahipliği yapması da kaçınılmaz oluyor. Ben de bu yazımda sizleri gittiğim yerlerle ilgili olarak bilgilendirmeye çalışacağım.

BEĞENMEDİĞİM:

Kapital: Madrid'de gece hayatı deyince öne çıkan bir yer var. Kendisi 7 katlı, evet yanlış duymadınız 7 katlı, ve her katta farklı bir eğlence, farklı bir DJ, farklı müzikler.
http://bridgeclubbers.com/Spain/Madrid/TeatroKapital


Atocha metro istasyonunun hemen yanında.

Gece saat 11 sularında mekanın önüne geldik. Yanımızdan geçen ve istisnasız tamamı özene bezene giyinmiş olan gençler yavaş yavaş mekanın önünde birikiyordu. Biz de "daha gece genç, bir yerde bir şeyler içip öyle gelelim" dedik ve adını hatırlamadığım öylesine bir yerde birer kadeh kırmızı şarap içtik (Hayır boyunlarımızda fular yoktu, şarabın kadehi 1.5-2 euro burada).

Sonra dışarı çıkıp içecek bir şeyler almak için market ararken (ki asla bulamadık) Kapital'in iki sokak ötesinde biriken bir kalabalık gördük. Merak edip bakmaya gittiğimizde bunun çoook uzun bir kuyruk olduğunu fark ettik.

Kuyruğu takip ettiğimizde bilin bakalım nereye çıktı! Bizim Kapital'in girişine tabi ki!

Yanılmıyorsam Toledo'daki ortalama nüfusa eş değer sayıda insan Kapital'e gelmişti.

Biz de bir yerden başlamamız gerektiğini fark edip kuyruğa girdik.

Burası hem turistlerin hem de Madrid'de yaşayan gençlerin uğrak yeriydi. Bir bağırış, bir çağırış hakimdi bu genç insanlar arasında. Yerde bir iki kusmuk gördüğümüzü de söylemeden geçemeyeceğim.

Kuyrukta bekleyen insanlar İdil'in deyimiyle "liseliydi" (Liseye gitmekte olan potansiyel okur, lütfen alınmayasın). Gerçekten de yaşça çok küçük gösteren ve belki de yaşı gerçekten küçük olan insanlara rastladım. Bir kısmının da elinde poşetlere sardıkları içkileri vardı.

Sonuç olarak buraya girdik, girerken de 17 euroyu bayıldık adamlara. 1 içki bedava.

Ben burayla ilgili yorumumu yaparken yine bir benzetmeye başvurmak istiyorum.

Iett otobüslerini bilirsiniz, özellikle Sarıgazi, Yenidoğan, Ümraniye taraflarına giden otobüsler. Hani şoförlerin sürekli "Arka tarafa ilerlememizi" salık verdiği, tanımadığımız insanlarla maksimum bedensel temasta bulunduğumuz, özellikle de ayakta gidiyorsak hayatı sorguladığımız otobüsler...

İşte siz o otobüslerden böööyle baya bir yan yana dizin. sonra da 7 kat üst üste geçirin. Katların arasına merdivenler döşeyin. Üst kat teras olsun biraz havadar olsun, diğer katlarda da Reina müzikleri çalsın. Bir katta da ayıp olmasın diye Latin takılsın insanlar.

Ha bir de benim gibi sırt çantasıyla girdiyseniz değmesinler keyfinize!

Ben de mi bir sorun var bilmiyorum, ama gerçekten dans etmeyi bırak bir yerden başka bir yere geçemediğim, birkaç metre yer değiştiremediğim bir yerde nasıl eğlenebilirim! Bu nasıl bir eğlence anlayışı yav?

Belki de hardcore clubbing benim eğlence anlayışıma çok uymadığı için (Yoo, yaşlanmayla ne alakası var???) çok da sevemedim burayı. 7 katlı olmasının dışında (ki o da ne kadar marifet, tartışılır) çok bir esprisi yok.

BEĞENDİĞİM:

Chueca Bölgesi: Aynı adı taşıyan metro durağının ve meydanın çevresindeki bölge "gay town" olarak da biliniyor. Gay-bar/clubların çokça bulunduğu yer. Bunun dışında sayısız tapas bara rastlayabilirsiniz.
http://triptroupe.com/archivos/fotos/1-1406984006.jpg


Gece 3'te bile mekanlar tıka basa dolu, sokaklar cıvıl cıvıl. Üstelik bu dediklerim kış mevsiminde oluyor.

Benim burada sevdiğim mekan El Tigre isimli tapas bar oluyor. İnternette tapas barların kalitesinin yerlerde ve mekanın önündeki çöplerle doğru orantılı olduğunu okumuştum, doğruymuş.

İçeri giriyoruz, gene bir IETT otobüsü vakası. Yerde kullanılmış peçete denizi, cidden peçetesini yere atmayanın kafasını taşla eziyorlar galiba.

Turistik olarak çokça  popüler, zaten barın dört bir yanından Amerikalı turistler (çoğunlukla kız arkadaş grupları) fışkırıyor. Konuşmaları kulağınıza çalınırken kendinizi "Let me take a selfie" şarkısının klibinde hissediyorsunuz!!

Neyse güzel kısma gelirsek, tek yapmanız gereken herhangi bir içki söylemek, örneğin bira (2-2.5 euro). Sonrasında adamlar birayla birlikte önünüze kocaman bir tabak dolusu çeşit çeşit tapas getiriyorlar, öyle alelade de yapılmamış, lezzetli ve doyurucu şeyler. Özellikle kullandıkları soslar tapasları daha da güzelleştirmiş.

En güzeli de sadece içtiğiniz içkinin fiyatını ödüyorsunuz!

İşte bu da benim Madrid maceramdır.

Madrid'i henüz doğru dürüst gezememiş olmak beni üzse de ünlü gece hayatını yakından gördüğüm için kendimi şanslı sayıyorum. Bu da şehre olan saygımı arttırıyor. Yazımın başında da belirttiğim gibi Madrid, gece uyumayan şehirlerin başında geliyor. Sadece anlattığım yerlerle de kısıtlı değil, herkese hitap edecek türde eğlence mekanı var.

Madrid'e yolu düşen herkesin mutlaka gece dışarı çıkmasını tavsiye ediyorum, bir de gündüzleri benim için de geziniz!



0 yorum:

Yorum Gönder

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Google+ Followers

Google+ Badge