6 Haziran 2015 Cumartesi

GRANADA

İspanya'yı gezen arkadaşlarınıza "Nasıldı" diye sorduğunuzda Madrid ve Barselona'yı anlattıktan sonra genelde "Abi bir El-Hamra Sarayı var mutlaka görmen lazım. Kapısında izdiham oluyor, bir ay önceden rezervasyon yapamayan giremiyor." diye ballandıra ballandıra anlatmaya başlarlar. Bana da öyle olmuştu ve "Nerede ola ki bu saray?" diye sormadan edememiştim.



İşte Granada şehri, Endülüs'te İslamiyet'in son kalesi olan El-Hamra (Alhambra) Sarayı'nın gölgesinde aydınlanıyor. Gerçekten de Alhambra köklü tarihi, heybetli sarayları ve uçsuz bucaksız bahçeleri ile her gün aktif olarak turist çeken bir oluşum. Ancak insanların kaçırdığı nokta şu ki Granada'da Alhambra'dan da fazlası var. Üstelik bu yazıyı okuduğunuzda Granada'daki gezinizi nasıl eğlenceli hale getirebileceğiniz hakkında çok değerli bilgiler edinmiş olacaksınız!




NASIL GELDİK?

Sevilla-Cordoba arasında kullandığımız Alsa firmasını Cordoba-Granada arasında da kullandık. Yolculuk esnasında yine çeşitli köylere uğrayarak geldik. En az bir önceki kadar keyifli bir yolculuk olduğunu söylemeliyim.

NEREDE KALDIK?

Hostal Arroyo,  aslında tam olarak hostel sayılmaz. Daha çok pansiyon kafasında işliyor diyebiliriz. Turistik atraksiyonlara çok da yakın olmayan (Şehrin en büyük meydanı Plaza Nueva'ya yürüyerek 15-20 dk) bu otel şehrin güzelim ara sokaklarından birinde yer alıyor.

Burayı bir aile işletiyor. Sıkıntı şu ki ailede İngilizce bilen tek bir kişi var. Ona denk gelirseniz ne ala. Ancak özellikle de orta yaşlı siyah saçlı ablanın kafasının içinde "Karşındakiler İspanyolca biliyormuş gibi konuş" cümlesi yankılanıyor devamlı. Yine de güç bela anlaşıyorsunuz insanlarla, zaten ılımlı karakterdeler.

Odalar gayet güzel. Kışın özellikle klima çalıştırarak odayı sıcacık hale getirebiliyorsunuz.

Otelle ilgili en güzel şey belki de muhteşem bir manzaraya sahip olan terası. Otelin etrafındaki irili ufaklı tarihi yapıları ve kiliseleri izlerken bir yandan ay ışığı eşliğinde şarap içmek, kimsenin soğuk bakamayacağı bir teklif bence.


NERELERİ GEZDİK?

Bir kere bildiğiniz üzere Alhambra Sarayı "Bir arkadaşa bakıp çıkacağım" diyebileceğiniz bir yer değil. Burası sarayları ve bahçeleriyle gerçekten devasa genişlikte. Şöyle belirteyim, etrafı gezmemiz (bir noktadan sonra hızlanarak yürümemize rağmen) tam 5 saat sürdü. Bu da demek oluyor ki bir gününüzü sırf buraya gezmeye adamanız gerekir.

Eğer iki gün civarında kalacaksınız-ki ideal olan da bu, bir gününüzü bu şekilde geçirip diğer gününüzü de Albayzin ve Sacremento bölgelerini gezerek geçirebilirsiniz.

Biz ilk gün öğlene doğru geldiğimiz için Alhambra sarayına ertesi gün sabah erkenden gitmeye karar verdik. (Rezervasyonumuzu da o şekilde yaptırmıştık zaten). Rezervasyon meselesini de yazının ilerleyen kısımlarında anlatacağım.

İlk günümüzü de Albayzin ve Sacremento mahallelerini, Granada Katedralini ve şehrin meydanlarını gezerek geçirdik. Üstelik bunu yaparken bir daha asla görüşmeyecek olsak da bir günlüğüne çok çok eğlendiğimiz bir arkadaş grubumuz edindik ^^.

Gezilecek yerleri anlatmaya başlamadan önce kışın gideceklere Granada'nın İspanya'nın güneyinde olmasına rağmen çok soğuk ve hatta yer yer karlı olabileceği uyarısını yapalım.

1. Gün

Plaza Nueva

Şehrin en eski meydanı olan Plaza Nueva'nın altından Darro Nehri geçmekteymiş! Burası tarih boyunca şehrin eğlence merkezi unvanını korumuş. Boğa güreşleri ve pek çok yarışma düzenlenmekteymiş.

Plaza Nueva

Meydan bugün de canlılığını korumuş olacak ki küçük yüz ölçümüne rağmen oldukça büyüleyici bir atmosferi vardı. Hipsterlardan kaykaycılara, sokak sanatçılarından flamenko yapanlara her türlü insanla karşılaşıyorsunuz (çoğunlukla genç). Burası bir nevi Kuledibi, Tünel tarzına sahip aslında.

Meydan oldukça merkezi bir konumda bulunuyor. Bir tarafında Alhambra Sarayı'na çıkan yürüyüş yolu, diğer tarafında Albayzin bölgesi bulunuyor. Ayrıca bizi muhteşem Play Granada etkinliği ile tanıştıran Info Center da burada yer alıyordu.

Granada Cathedral

Granada'nın Müslümanlardan alınmasından sonra Kraliçe Isabella'nın emriyle inşa edilmiş. Endülüs bölgesindeki pek çok yapının olduğu gibi bu katedralin de bulunduğu yerde önceden bir cami varmış.

İçeride fotoğraf çekmenin yasak olması şaşırttı. Neden özellikle burada böyle bir şeyin olduğunu merak etmedim değil.

Ne hikmetse bunu çekmişim?!


Katedralin girişi 4 euro.

Play Granada

Hayatımda bir kere bile tur rehberiyle gezmedim, genelde hep kendi çabalarımla bir yerin dokusunu anlamaya çalıştım. Ancak Granada'da rehberli turlara olan önyargılarımın yersiz olduğunu fark ettim.

Plaza Nueva'daki Info Center'a uğradığımızda orada çalışan kız bize Play Granada diye bir etkinlikten bahsetti. Günün belli saatlerinde tur rehberleri aşağı yukarı 10 kişilik grupları alarak Albayzin ve Sacromonte bölgelerini gezdiriyormuş.

Tabi kız bu kadar tekdüze anlatmadı, baya ballandırdı olayı. Tatilimizin son günleri olmasının getirdiği zihinsel yorgunluktan olacak; hiç düşünmeden atladık.

Hayatımın en güzel günleri top 10 listesine giren bir gün geçirdim. Keza İdil de öyle.

Tur rehberleri vardır, gezdirdikleri yerlerle ilgili bilgileri Wikipedia'dan okurlar. Bunlar kesinlikle onlardan değil. Tur rehberimiz bölgedeki her binayı en ufak ayrıntısına kadar biliyordu, ayrıca esprili ve eğlenmeyi/eğlendirmeyi bilen biriydi.

Bunların da ötesinde grubumuz farklı farklı ülkelerden (Meksika, Hindistan, Arjantin, vs) insanlardan oluşuyordu ve her biriyle muhabbet etme fırsatımız oldu. Turdan sonra da hep birlikte akşam yemeği yiyip bir şeyler içtik. Günün sonunda da bir daha asla görüşemeyeceğimizi bile bile "Let us know if you visit Turkey" temalı cümleler yönelttiğimiz bir sürü arkadaşımız oldu.



Play Granada kapsamında Albayzin ve Sacremento Bölgelerini gezdik.

Not: Play Granada, yaz aylarında yeterli katılım sağlandığında Alhambra Sarayı'nın etraftındaki ormanlarda gece yürüyüşü ve kamp gibi etkinlikler düzenliyormuş. Granada'daki anılarınızı değişik ve macera dolu bir etkinlikle süsleyebilirsiniz (Tamam reklamın bokunu çıkardım.)

Facebook sayfası ahanda burada: https://www.facebook.com/PlayGranadaWelcomeCenter?fref=ts

Albayzin:

Mağribi halkının Granada'da yerleştiği bölge olan Albayzin, köklü tarihi, karakteristik evleri, dar sokakları ve bir tarafı Alhambra'ya bir tarafı da şehre bakan muhteşem manzaralarıyla UNESCO Dünya Mirasları listesine girmeyi hak eden yerlerden biri.



Bölgenin eğimli olması zamanında burada yaşayan Arapların kendilerini savunması bakımından pek çok avantaj sağlamış. Olası bir saldırı durumunda saklanmaları çok kolay olabiliyormuş. Zaten biz de orada tek başımıza dolaşsaydık muhtemelen o labirent gibi sokaklarda kaybolur, azalarak biterdik herhalde.

Evlerin beyaz olması da yazın ciddi boyutlara ulaşan sıcak havanın etkisini elimine etmekteymiş. Kısacası Mağribiler gerçekten hem savunma hem de bölgede huzur içinde yaşama konusunda işlerini biliyorlarmış.


Yavaşça yükseldikçe bir tarafınızda Alhambra'yı, diğer tarafınızda da kuşbakışı olarak şehri görebileceksiniz. Özellikle gün batımı sırasında kızıl tonlarını alan şehirden muhteşem manzaralar yakalayabilirsiniz.

Merhaba :)


Sacromonte

Granada'nın Cennet Mahallesi diyebileceğimiz bu bölge, Albayzin'in de yukarısında, en tepede yer alıyor. Bölgeye dair belki de en ünlü ve en çok göze çarpan şey, mağaraların içine kurulan evlerde gerçekleşen flamenko gösterileri. Buradaki flamenko şovlarının fiyatları Sevilla'dakilere göre bir hayli uçuk, 40 eurodan başlıyor.




Bölge Legal ve Illegal olarak ikiye ayrılıyor. Her iki bölgede de mağara ve oyukların içine ya da önüne evler kurulmuş durumda. İllegal bölgedeki evlerde doğru dürüst su ve elektrik kaynağı yok, legal bölgeden otlanıyorlar. ;Ot demişken, ilk geldiğimizde "Ot satıldığı için mi İllegal diyorlar" esprisini yapmıştım ama gerçekten de sokaklar bu bölgenin adıyla örtüşecek şekilde buram buram ot kokuyordu! Nitekim iki üç defa ot içen ve deli gibi gülen üçerli beşerli gruplara da rastladık.

Gece tek başına yürümek pek de güvenilir olmayabilir diye düşünüyorum.

2. Gün

Sabah erkenden yola revan olduk. Günlerden El-Hamra (Alhambra)

El Hamra'ya Ulaşım

Alhambra'ya iki şekilde ulaşabilirsiniz:

1- Plaza Isabel La Catolica'dan C3 otobüsüne binmeniz gerekiyor. Detaylı bilgi, saat çizelgesi ve güzergah için bkz http://www.lovegranada.com/transport/alhambra-buses/

2- Plaza Nueva'dan yürüyerek yardırmaca. Eğer aceleniz telaşınız yoksa bu yolu yürümenizi tavsiye ederim. Meydanda zaten sizi yönlendiren tabelalar mevcut. Meydandan Cuesta de Gomerez yoluna sapıp orman yolundan 15-20 dk kadar yürümeniz gerekecek.

El Hamra'ya Giriş

Alhambra Sarayı'na öyle elinizi kolunuzu sallaya sallaya giremiyorsunuz. Ister internetten bilet alın, ister kapıdan, buraya girerken uymanız gereken bazı kurallar var.

Biletinizde "Entry Time Nasrid Palaces" gibi bir yazı olacak. İnternetten bilet alırken bu saati siz seçiyorsunuz. Dikkat etmeniz gereken şey şu ki; Ne yaparsanız yapın bilette belirtilen saatte Nasrid Sarayı'nın önünde olmanız gerekiyor. Bilette yazan saatten beş on dakika önce zaten girişin önünde kuyruk oluşmaya başlıyor.

Eğer giriş saatinizi kaçırırsanız içeri giremiyorsunuz. Lisede okulda ilk derse beş dakika geç kalıp son dersteki sınavımda giremeyip sıfır aldığım günü aklıma getirmişti bu. Neyse, siz siz olun 2-3 dakika olsa da geç kalmamaya çalışın.

Bir diğer nokta da biletinizi gezi boyunca yanınızda taşımanız gerektiği. Çünkü El-Hamra'nın bir bölgesinden çıkıp başka bir bölgesine girdiğinizde bilet kontrolü yapıyorlar. O yüzden o bileti içerisi miting alanına dönmüş çantalarınıza atmayınız!

El-Hamra Gezilecek Yerler

El-Hamra Sarayı belli başlı bölümlere ayrılıyor: Kralların ve soyluların yaşadığı Nasrid Sarayı, askeri üs olarak kullanılan Alcazaba, sivil hayatın hüküm sürdüğü Medina ve Generalife bahçeleri.

İçeri girerken hediyelik eşya dükkanından audio guide edinebilirsiniz. Ancak sizi uyarayım, söylenilenleri anlamak için audio guide'ı kulağınıza sokmak suretiyle kafayı yiyebilirsiniz. Ayrıca anlatılanlar Sevilla'daki Alcazar'ın aksine fazla uzun ve yorucu olabiliyor.

-Nasrid Sarayları

Daha önce de bahsettiğim gibi, tarih boyunca hükümdarların yaşadığı iç içe geçmiş saraylardan oluşuyor bu bölge.

Geziye ilk olarak Mexuar'dan başlanıyor. Burada kral, vekilleriyle birlikte devlet işlerini görüşmekte ve halkın isteklerini dinlemekte.

Mexuar'dan sonra Cuarto Dorado isimli odaya geçiliyor. Burası da kralların çok önemli askeri kararları aldığı oda. Duvarları Kral Şarlken tarafından altın rengine boyandığı için buraya "Golden Room" da denmektedir.

Cuarto Dorado'nun karşısında ise hükümdarların ikamet ettiği Comares Palace bulunmakta. Buranın merkezindeki görkemli avlu, adını ortadaki havuzun çevresinde  yetişen Mersin ağaçlarından almış (Court of the Myrtles). Avluyu geçtiğinizde kralların elçileri ve bu tarz özel misafirleri ağırladığı büyük salona ulaşıyorsunuz.



Son olarak da 5. Muhammed tarafından harem olarak inşa edilen Aslanlar bölgesine ulaşıyorsunuz. Burası ismini tam ortadaki avlusunun merkezinde bulunan 12 aslanlı çeşmeden alıyor.



Bütün bu bölgeleri dolaşırken en çok dikkat etmeniz gereken şey tavanlardaki ve duvarlardaki muhteşem işlemeler. Duvarlarda Magribi döneminin en güçlü krallarından 5. Muhammed adına işlenmiş yazıtlar var. Tavanlardaki işlemeler ise ölümden sonraki hayatı, cennetin katlarını vb anlatıyor. Tavanlardaki kabartmaların ve oyma figürlerin detayları ağzınızı açık bırakacak derecede şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcı nitelikte.




1500'lü yıllarda sarayın bazı yerleri Şarlken tarafından restore edilmiş olsa da bu çok göze batmıyor, en azından avlulara ve islam mimarisini yansıtan yapılara çok da dokunulmamış. Ancak Şarlken buraya Rönesans Mimarisinin hakim olduğu bir saray inşa ettirmekten de geri kalmamış.

Buradan itibaren gezeceğiniz her bölgede gözünüze havuzlar ve su kanalları çarpacak. Şaşırmayın, "su hayattır" sloganı buradan gelmiş bile olabilir. Suyun kıymetini belki de dünya üzerinde tarih boyunca hiç kimsenin bilmediği kadar biliyorlar.

-Alcazaba




Daha önce de bahsettiğim gibi burası askeri üs olarak kullanılmış. Zamanında 24 tane kuleden oluşan bu bölgede geriye çok az kule kalmış. Bu yüksek bölgelerden nöbetçiler etrafı gözetliyor ve olası saldırılara karşı sarayın güvenliğini sağlıyorlarmış. Burada ayrıca zindanlar ve askerlerin yaşadığı-günümüzde harabeye dönmüş- odalar bulunuyor.



Kulenin tepesinden Albayzin'i gören muhteşem şehir manzarasını asla kaçırmayın!

Alcazaba'dan Albayzin Manzarası


-Generalife

Orman ve yanık tezek kokulu bu bahçeler adeta piknik yapmak için yaratılmış. Kralların yaz mevsiminde dinlence amaçlı kullandığı bölgede Rönesans döneminden kalma bir amfi tiyatro da mevcut. Burada da müzikli danslı şovlar düzenlenmekteymiş.





Burayla ilgili en dikkat çekici şey bana göre merdivenlerin kenarlarındaki küçük su kanalları. Su taa en tepeden aşağı akıp sarayın çeşitli bölgelerine dağıtılıyor. Sierra Nevada dağlarından gelen bu kaynak suyunu sadece yeme-içmede değil, arınma ve temizlenmek için de kullanıyorlar. Muhteşem manzaralar burada da devam ediyor. Üstelik Alcazaba ve Nasrid Sarayı'nı da buradan görebiliyorsunuz.



***

Sonuç olarak tüm bu bölgeleri gezdiğiniz zaman İslamın son kalesi olarak adlandırılan El-Hamra sarayında 4-5 saatinizin geçtiğini fark ediyorsunuz.

Science Park Museum

Buraya kadar gelmişken görmek istediğim, göremediğim için de nasıl içimde kaldığını anlatamadığım bir müze. Gelmeden önce yaptığım araştırmalar doğrultusunda ikinci günümüzde El-Hamra'yı gezdikten sonra buraya gitmeyi planlamıştım ancak 9 buçukta girdiğimiz saraydan öğlen üçte çıkınca evdeki hesabın çarşıya uymayacağını anladık (Madrid otobüsü akşam 6'daydı).

Burası yerçekimi, kaldırma kuvvet gibi prensiplerin ve pek çok bilimsel fenomenin deneylerle sergilendiği interaktif bir müze. İçeride ses ve ışık odalarında, farklı canlı türlerinin gözlemlendiği biyosfer odalarına ve astronomi odalarına pek çok bilim dalını içeren ve her yaşa hitap eden odalar bulunuyor. Giriş 7 euro.

Buraya gidemeyişimizin bir diğer nedeni de şehre biraz uzak olmasıydı. Planınızı programınızı yaparken bunu da göze alın mutlaka.

YEME-İÇME

Granada tapas açısından yüzümüzü en çok güldüren yer oldu diyebilirim. Burada içkiyle birlikte tapas yeme kültürü baya yaygın olduğundan aslında siz sadece içkiye para ödüyorsunuz, tapaslar ise yanında bedava geliyor.

Güzel tapas barlar genelde Plaza Nueva ile Albayzin arasında kalan bölgede yer alıyor.

La Riviera Tapas Bar

Bir içkiye bir adet tapas bedavaya geliyor. Daha sonra ekstradan tapas yemek isterseniz de sadece 1.5 euro. Meatball isimli tapasları aşırı güzeldi, sulu köfteyi andırıyordu. İki farklı tapas yiyip 4 euro civarında bir ücret ödedim.

La Buena Vida

Kalabalık tapas barlardan biri. 2 euroya bir içki aldığınızda (Misal Cruzcampo) çok lezzetli, fast food kıvamında tapaslar geliyor. Porsiyonları baya büyüktü.

Bizim Play Granada ekibiyle çok güzel tapas yediğimiz bir yer vardı ama vallahi adını yazmamışım sayın okurlar. Onu da bulup en kısa zamanda buraya ekleyeceğim.

SONUÇ



Farklı kültürlerden insanlarla muhabbet etmeye bayılan biri olarak sanırım İspanya'daki en güzel zamanlarımı Granada'da geçirdim. Ama bunu bir kenara bırakırsak Granada'nın Endülüs'teki yeri de çok ayrı. El-Hamra Sarayı, Albayzin ve diğer bölgeler o kadar iyi korunmuş ki, gezerken günümüzde olduğunuzu hissetmiyorsunuz. Sacromonte'nin tepesine ya da Generalife'ye çıkıp şehri tepeden izlemek bile gitmek için başlı başına bir sebep.

Böylelikle Endülüs maceralarımızı zirvede bırakarak Madrid üzerinden İstanbul'a dönüyoruz.

Bir sonraki yazılarımda kuzeye, İskandinavya ve Baltık ülkelerine götüreceğim sizi. O zamana kadar heyecanınızı saklayınız.












1 yorum:

  1. Çok kıskanıyorum İspanya'lı paylaşımları.. Bir ben gidemedim henüz..

    YanıtlaSil

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Google+ Followers

Google+ Badge