29 Mart 2015 Pazar

KAVALA

İskeçe'den sonra ikinci durağım Kavala!

Kavala deyince akıllara Osmanlı'yı çok affedersiniz iç çamaşırında sallayan Kavalalı Mehmet Ali Paşa, dolayısıyla onun evi geliyor. Bir de şu meşhur- ki sonuna kadar öyle olmayı hakediyor- Kavala Kurabiyesi geliyor. Yine de Kavala'nın bunların dışında da ziyaretçilerine yer yer sakin ve huzurlu, yer yer de bilgilendirici ve ya eğlenceli faaliyetler vadettiğini söylemeden geçmeyelim.   




ULAŞIM

Ulaşım konusunda İskeçe yazımda söylediğim her şey burası için de geçerli. İlaveten, İskeçe'den Kavala'ya Ktelxanthis otobüs firmasıyla bir saate yakın bir sürede seyahat edebiliyorsunuz.

İLK İZLENİMLER

Açıkçası gri bir gökyüzü ve orta şiddette bir yağmur tarafından karşılanmak pek de hoşuma gitmedi aslında. ama buna rağmen şehir çok hareketli geldi bana. İskeçe'deki sakinliğe kıyasla- haftasonunun da etkisiyle- burada daha büyük bir koşuşturmaca var, herkes elinde poşetlerle bir yerlere yetişmeye çalışıyor gibiydi. (Tabi yağmurun etkisini de yadsıyacak değilim.)

NERELERİ GEZDİM?

Ufak bir arayıştan sonra karşıma çıkan Information Center'da edindiğim bilgilere göre burada görebileceğim müzeler (özellikle de haftasonları) öğlen 2-3 dedin mi kapanıyormuş. Bunlara Kavalalı'nın evi de dahil. O yüzden 11 de şehre varmış biri olarak biraz koşuşturmaca içine girdim ve görülmesi gereken 3-4 tane önemli yeri 3 saat gibi kısa bir sürede görmeyi başardım, ancak işin kötüsü o noktadan sonra şehirde yapabileceğim pek de bir şey kalmadı :D

Town Hall


Şehir meydanında bu küçük ama kendini belli eden bina ile karşılaşıyorsunuz. Bu bina günümüzde şehrin belediye binası olsa da 1895 yılında Macar bir Tütün Tüccarı tarafından inşa edilmiş. Zaten şehirdeki diğer yapılardan farkını görünce bu işte bir var diyorsunuz. 

Tobacco Museum

İskeçe yazımda bu bölgenin tütün ticareti konusunda bir marka haline geldiğinden bahsetmiştim. Bunun en önemli göstergelerinden biri Kavala'da bulunan Tütün Müzesi.


Müzede tütün üretiminin aşamaları detaylı bir şekilde anlatıldığı gibi üretim aşamasında kullanılan makinelerin replikalarına da yer veriliyor. Dönemin en çok tanınan zengin tüccarlarına ayrılan bir köşe de var.

İçerisi öğrenciye 1 euro, yetişkinlere ise 2. Eğer benim gibi bozuk paranız yoksa bedava bile girebilirsiniz. (Şaka bir yana, 10 euroyu bozamadılar ya la.)

Ve şunu da söyleyeyim, içerisi aynen şöyle kokuyor: Hani böyle sigara içilen bir ortamda uzun süre durursunuz da üzerinize bir koku siner. Hah, aynen öyle. Dolayısıyla yarım saatten fazla durmak sigara kokusu sevmeyen bünyelere sıkıntı yaratabilir.

Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın Evi

Osmanlı'nın çöküşte olduğu dönemlerde Mısır Valisi olarak baya çılgınlıklara imza atmış olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa, şüphesiz bu şehrin en çok bilinenlerinden. Doğup büyüdüğü bu ev günümüzde müze olarak korunuyor.



Giriş yetişkinlere 3, öğrencilere ise 2 euro. Öğrenci kartınızı göstermeniz yeterli oluyor. 

Açıkçası evde gezilecek 3-5 tane oda var, ben daha büyük bir şey bekliyordum. Giriş katında kendisinin hayatını anlatan bir video gösteriliyor. Daha sonra galoşlarınızı giyip yukarı çıkıyorsunuz. Yukarıda ise harem, haremin banyosu, hamamı, oturma odası, selamlık için aynı yerler ve bir de misafir odalarını gezebiliyorsunuz. Tüm bunlar yarım saatinizi bile almıyor. Ayrıca pencereden güzel bir deniz manzarası görüldüğünü ekleyeyim (Dikkatli bakarsanız Thassos adasını bile görebilirsiniz.

Bahçede ise Kavalalı'nın annesini mezarı ve bir de yine Kavalalı'nın yaptırdığı Ekklisia Kimisi Theotokou adlı kilise yer alıyor.



Arkeoloji Müzesi:

Bina Kavala'nın sahil şeridinde konumlanmış. İçeride Kavala, Thassos ve çevresine ait tarih öncesi buluntular sergileniyor. Bir taraftan da burada kurulan uygarlıkların tarihine dair paragraflaaaarca yazı var, hatta yazılar eserlerden daha fazla diyebilirim. Meraklısıysanız bolca zaman geçirebileceğiniz bir yer.


Girişinde öğrenci indirimi uygulayacakken Türk olduğumu öğrenince bundan vazgeçmeleri- her ne kadar sadece AB ülkesi vatandaşlarına indirim uygulandığını açıklasalar da- biraz düşündürdü, zaten suratlarındaki ifade de şüphelerimi doğrular nitelikteydi.

İbrahim Paşa Camii:

İlk sezonunu çılgınlar gibi izlediğimi Muhteşem Yüzyıl'ın "SEEYNN KİMSİN BE ADAM" diye hönküren Okan Yalabık'ının sesini kulaklarımda çınlatan bu cami aslında şu an cami değil. Ama Pargalı İbrahim Paşa 16. yüzyılda yaptırdığında öyle imiş. Daha sonrasında yıkılmıyor, ancak kiliseye dönüştürülüyor ve adı da Agiou Nikolaou Kilisesi olarak değiştiriliyor.



Panagia- Old Town

Mehmet Ali Paşa'nın evinin de bulunduğu yarım ada şeklindeki bu tepe, eski bir Türk mahallesi. Osmanlı döneminden kalma rengarenk evler sıra sıra dizilmiş, tıpkı İskeçe'deki gibi.

Tepeye uzaktan dikkatle baktığınızda Kıbrıs Harekatı'na gönderme amaçlı korku filmi afişi gibi bir "Remember Cyprus" tabelası görüyorsunuz (ki şehrin girişinde de bundan mevcut). Ama korkmayın, kimse sizi Türk olduğunuz için pişirip yemeyecek.

Ortadaki mavi tabela :((


Neyse, ilk önce en tepedeki Kale'ye ulaşmak gerek çünkü saat 4'ten sonra giriş yok. Burası şehri baştan aşağı görebileceğiniz en yüksek nokta.

Tabi kalenin girişini bulmakta gereğinden fazla zorlandığımı söylemem gerekir, her seferinde surların arka tarafındaki çıkmaz yola giriyordum. Tabelalar da çok seyrek olduğu için kalenin girişine 15.59'da ağzımdan salya saçarak ulaşabildim.

ve Kale Manzarası;


İlk olarak Bizans döneminde kurulan kale daha sonra Osmanlılar tarafından restore ediliyor. Bu süreçte yemek deposu ve hapishane olarak da kullanılıyor.

Kaleden çıktıktan sonra dar sokaklardan geçerek, merdiven inip çıkarak dolaşmaya devam ediyorum.

Burayla ilgili gerçekten de çok sevdiğim bir şey var: Evlerin bahçeleri ve balkonları aşırı derecede özene bezene dekore edilmiş. Kilise minyatürleri, oyuncak maketleri, rengarenk saksılar, duvarlara asılı resimler... İnsanlar gerçekten de bahçelerinin dikkat çekmesi için uğraşmışlar. Aşağıda gördüğünüz gibi evlerin çoğu ana okulu ya da yuvaların bahçeleri kıvamında tatlı mı tatlı.





Bölgenin diğer gözde yapıları; Kavalalı tarafından yaptırılmış, şu anda lüks bir otel olarak işletilmekte olan İmarethane ve kullanıma kapalı Halil Paşa Cami.

SU KEMERLERİ

Şehrin sembolü olan bu görkemli su kemerleri Kanuni zamanında yaptırılmış ve şehre dağlardan kaynak suyu bu kemerler üzerinden getirilerek insanların su ihtiyacı karşılanıyormuş.


Şehre girişte de çıkışta da bu kemerlerin altından geçiyorsunuz. Hatta dönüş için otobüs beklenecek yer de yine bu kemerin ayaklarının dibi (birazdan bahsedeceğim).

NE YEDİM?

Kavala Kurabiyesi:

Kavala'daki her yerde "Kurabiye" ya da "Korabiye" gibi adlarla anılan bu meşhur kurabiye aslında bildiğimiz un kurabiyesinin bademli versiyonu. Önünüze çıkan her yerde, büfelerde bile kutu kutu satılıyor. Ben yine de mümkünse bir pastaneden almanızı öneririm. Mesela ben öyle yaptım.

Hakikatten güzel bir tadı var; ancak benim aldığım yerde mi öyle yoksa genel olarak durum bu mu bilmiyorum ama, aşırı derece pudra şekerine bulamışlar, o yüzden tadını almakta zorlanıyorsunuz ilk başta.

Gidip döndükten sonra spora başlayacaksanız eğer, dönerken yanınıza bir kutu bile almayın. yoksa her gün kutuyu açıp saatlerce kurabiyeyle bakışıp bir ısırık alıp bırakmanız gerekebiliyor...

Sea-Side Cafe

Aslında burada bir şey yemedim ama gezerken sırt çantamı 0.50 euro karşılığında buraya bırakmıştım, dilerseniz böyle bir durumda kullanabileceğiniz luggage room'ları var. Oturup çay-kahve içip sahilde gün batımını seyretmek için son derece ideal bir yer.

Panos-Zafira

Şehrin ennn ünlü balık lokantası, marina bölgesinde yer alıyor. Akşam yemeğimi burada yemek için kendimi şartladığımdan öğlen yemek bile yemedim. 

Garsonlar gayet nazik, Yunan insanında en çok şikayet edilen şu hantallığa da öyle aman aman pek rastlamadım. Ayrıca Türkçe menüleri de mevcut- yer yer google translate gibi hissettirse de-.

İlk olarak ara sıcak niyetine meşhur yunan peynirlerinin domates sosu ile birlikte eritildiği Buyurdu adında harika bir şey yedim. Gerçekten bu peynir cümbüşünden sonra artık peynir yiyemiyorum memleketimde bir süredir :/

Akabinde  yediğim Galoes Balığı da seviyeyi düşürmedi. Bugüne kadar yediğim yağda kızartılmış balıkların aksine gerçekten de balığın tadını alabiliyordum. Belki biraz daha az tuzlu olabilirdi.

Çok ilginçtir ki şehrin en meşhur restoranı- hem de Cumartesi akşamı- bomboştu. Buna asla anlam veremedim, ama avantaja çevirerek iki hafta sonra başlayacak olan sınavlarım için 1-2 saat burada çalıştığımı itiraf ediyorum :/

GECE HAYATI

Barların ve kafelerin sıralandığı bölgelerde gece hayatı son derece canlı. Barlar özellikle Megas Alexandrou Caddesi'nin etrafında toplanmış. Nişantaşı'ndakine benzer biçimde sokak ortasında etrafi naylon örtülerle çevrili ve meşalelerle etrafı aydınlatan barlar mevcut (Cümleyi kuramadım galiba).



Bir de gençler o kadar çığırtkan, o kadar çığırtkan. Gene herkes birbirini tanıyor, herkes sokakta şarkı söyleyerek dolaşıyor. Genelde yaşça lise çağında olduklarını tahmin ediyorum. Ne kadar bağırsalar da düzen bozan, sapkınlık yapacak bir tarafları da pek yok.

ULAŞIM-İSTANBUL'A DÖNÜŞ

Özellikle de Metro Turizm ile dönecekseniz şunu söyleyeyim, Metro'nun bu şehirde yazıhanesi yok. Dolayısıyla içinde oturup bekleyebileceğiniz bir ofis ve dönüş biletinizin çıktısını almak için muhattap alabileceğiniz kimse yok.

Ama Metro'nun da bağlı olduğu turizm acentası Valeria Tours ofisinden öğrendiğime göre otobüsler dönüş için hep aynı yoldan, yani su kemerinin altından geçen tek yönlü yoldan ilerliyor. Zaten oraya gittiğinizde Constantinoupolis 460 km yazılı tabelayla karşılaşıyorsunuz. Tabelanın karşısında "Kösk" olarak adlandırılan büfenin önünde bekliyorsunuz. Ve otobüs geliyor.

Tabi uzun çabalarıma rağmen yüzlerce kez bana dönüş biletinin yazılı çıktısına ihtiyacım olmadığını söylemelerine rağmen otobüste dönüş biletimin istenmesine kaç puan vermeliyim bilmiyorum.

***

Kavala, özetle muhteşem yemekleri, tepeden manzaraları, müzeleri, Eski Mahalle'deki evlerinin süslü bahçeleri, şehrin her yanından görülebilen kemerleri ve canlı gece hayatıyla yolu düşenlerin mutlaka uğraması gereken şehirlerden.


0 yorum:

Yorum Gönder

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Google+ Followers

Google+ Badge